
Türkiye Ormancılar Derneği'nce Ankara'da 20-22 Şubat 2016 tarihleri arasında gerçekleştirilen, "T.C.Anayasası'nda Orman ve Ormancılık Çalıştayı" na "Yeni Anayasada Yer Alması Gereken Ormancılıkla İlgili Hükümlere Dair Gerekçelere Bağlanmış Düşünce ve Görüşlerim" başlıklı uzman-görüşü ile katkı konulmuş ve çalıştay çıktısı olarak elde edilen ve de TBMM, Sendikalar ve STK'lara sunulacak "Ormanlar ve Yönetimi" adlı öneri anayasa maddesi ve altındaki fıkralarına da katkı verilmiştir.
YENİ ANAYASA'DA YER ALMASI GEREKEN OMANCILIKLA İLGİLİ HÜKÜMLERE DAİR GÖRÜŞLERİM
Sn. Nihat ÖZ
Türkiye Ormancılar Derneği II. Başkanı
İlgi: 04.01.2016 tarih ve 7/1 sayılı yazınız
İlgi yazınız ile, “anayasada yer alması gereken ormancılıkla ilgili hükümleri içerecek” görüş hazırlığı için “ön düşüncelerim ya da görüşlerim”; sorularım ve özlü cevaplarım ışığı altında aşağıya çıkarılmıştır.
Gereğini bilgilerinize arz/rica ederim. 10.01.2016
Prof. Dr. Mustafa Fehmi TÜRKER
Anayasada Ormancılık Hükümlerine İhtiyaç Var mıdır?
Bir toplumsal sözleşme olan anayasada, halen daha iktisaden gelişmekte ya da kalkınmakta olan ülkemiz açısından, ormancılığa dair hükümlere olan ihtiyaç, varlığını korumaktadır. Bu yönü ile 1982 Anayasası’nın ormancılıkla ilgili hükümlerinden geri noktaya düşülmemeli ve mümkünse, bu hükümler nitelik olarak iyileştirilerek geliştirilmelidir. Zira, ülkemizin iktisaden kalkınması; bu kalkınmanın iktisadi, toplumsal ve çevresel ayaklar üzerinde sağlanabilmesinin gerek şartı ya da elzem sektörü olan “ormancılık kesimine” önemli ölçüde bağlı olmaktadır. Zaten, BM 1992 Rio Zirvesi ile, tüm dünya ülkelerinin sürdürülebilir kalkınmayı amaç edinmesi ve bu amaç için de bir araç olarak “Ormancılık Sektörü - Gündem 21 Kararları” nün seçilmiş olması oldukça önemlidir.
Denilmek istenen odur ki, küresel ölçekteki bu gelişme, tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de ormancılık sektörünün önemini artırarak, ormancılık sektörünün bu işlevini yerine getirmesinde “anayasal güvenceye” sahip olmasını daha da gerekli kılmıştır. Zaten, mevcut anayasada yer bulan ve muhtemelen de yeni anayasada yer bulacak olan; “sağlık Hizmetleri ve Çevrenin Korunması” ve “Tarih, Kültür ve Tabiat Varlıklarının Korunması” umdelerinin yerine getirilmesi de, ormancılık konusunun önemini ve anayasal ölçekte de ele alınmasını gerektirmektedir.
Yeni Anayasadaki Muhtemel Ormancılık Hükümlerinin Belirlenmesinde Çıkış Noktası Ne Olabilir?
Bu noktada, yeni anayasada yer alması gereken ormancılıkla ilgili hükümleri içerecek maddeler için altlık olarak, 1982 Anayasa’sının ormancılık ile ilgili hükümleri olan 169. ve 170. Maddeleri ya da TBMM’nin bir önceki yasama yılında tesis edilen anayasa hazırlık komisyonunun var ise, “ormancılıkla ilgili hazırlık çalışmaları ya da öneri maddeleri”nden hareket etme ya da yararlanma bir yöntem olarak seçilebilir. Gelinen noktada, diğer ülke anayasalarındaki ormancılık maddelerinden esinlenme de yararlı olmakla birlikte, ülkemiz ormancılığının yerli özelliklerinden neşet bulan ve dolayısı ile milli olan Türk Anayasası’ndan neşet bulan 1961 Anayasası ve 1982 Anayasası tecrübelerinin, çıkış noktası olması mantıklı görülmektedir.
Yeni Anayasada Ormancılık Maddeleri Kapsamı ve Niteliği Ne ölçüde olmalıdır? Ya da Anayasasının Ormancılık İle İlgili Maddeleri Nasıl İyileştirilebilir ve veya İkmal Edilebilir?
Ormancılık mesleği tarafında olma
“Kamu yararını gözetmek ve korumak”tan “Mesleki özen göstermek ve sorumluluk taşımak”a kadar, “Meslek Ahlakı İlke ve Kuralları”nın da bir gereği olarak ve tabii ki bir orman mühendisi olarak; ormandan, orman kaynaklarından, orman ekosisteminden yana olmak eşyanın tabiatına uygun düşmektedir. Zaten, ortalama bir dünya ya da ülke vatandaşı olarak da; bünyesinde barındırdığı canlı ve cansız ekosistem ögeleri, azot ve su döngüleri gibi hayati süreçleri içermesi ve karasal ekosistemler arasında sunduğu kamu yararı ile, toprak kullanan diğer tüm kesimler arasında tartışmasız üstünlüğe sahip olan orman kaynakları tarafında olmak da aklın bir gereği olmaktadır.
Dolayısı ile orman kaynaklarının yönetimi ve işletmeciliğinde etkin ve verimli olabilmek için, en üst yasal şemsiye olan anayasa ve onun korumasından azami faydayı sağlamak için, ormancılığa ilişkin çok hayati ve öncelikli cümle, bent ya da maddelerin yeni anayasaya derç edilmesi oldukça elzem görülmektedir.
2/B benzeri oluşumların kati olarak önünün kesilmesi
31.12.1981 tarihinden önce bilim ve fen bakımından orman niteliğini tam olarak kaybetmiş alanların, orman sınırı dışına çıkarılması uygulaması olan 6831 sayılı orman kanunun 2/B maddesinin neşet bulduğu, 1982 Anayasası’nın 169. ve 170. Maddelerinin ilgili bendleri mutlak surette kaldırılmalı ve ormancılığın temel sermayelerinden olan ve de sürdürülebilir ormancılığının gerek şartı işlevi gören orman arazisi ve üzerindeki otsu-çalı ve ağaç servetinin korunması ve geliştirilmesi yönünden bu kabil uygulamaların hatta ya da mümkün ise, bir daha olamayacağını teyit eden madde yeni anayasada tesis edilmelidir.
Üstün kamu yararının dikkate alınması
MeriAnayasanın 169.maddesinin ikinci bendinde geçen, “Devlet ormanları, … kamu yararı dışında irtifak hakkına konu olamaz” hükmü yardımı ile, ormancılık sektörünün varlık nedeni olan arazi ve üzerindeki orman ekosistemi varlığı; başta tarım, madencilik, turizm ve enerji sektörlerine kolayca tahsis edilmektedir. Bu yolla yapılan tahsislerde, orman ekosistem hizmetlerinin değerleri hesaplanıp, orman arazisi tahsisi yapılan sektörlere tazmin ettirilemediği için, ormancılık sektörü iktisaden de mağdur duruma düşmekte ve fakat orman arazisini kullanan sektörler, edindikleri orman arazisi marifeti ile hak etmedikleri çok büyük katma değerlere erişmektedirler.
Ormancılık kesiminin gelirlerini ve dolayısı ile varlık nedenini tehdit eden bu uygulamalar neticesinde, ormancılığın milli muhasebe kayıtları dolayısı ile milli gelir hesapları içindeki oranı ve yeri çokça önemsiz hale gelmekte ve sektör hak ettiği maddi kaynağı devlet bütçesinden sağlayamamaktadır. Bu noktadan hareket ile, ülkemiz ormancılık sektörünün “baş ağrısı” olarak da tasvir edilen bu hususun oluşturduğu sektör mağduriyetini en azlamak ya da bertaraf etmek için, ormanlık alanlardan ormancılık dışı amaçlar ile diğer sektörlere arazi tahsisinde, mevcut anayasadaki “kamu yararı” ifadesi, “üstün kamu yararı” olarak değiştirilmelidir.
Olağan durumlarda, bir orman arazisinin orman olarak kullanılmasının doğurduğu kamu yararının, söz konusu arazinin ormancılık dışı amaçlı kullanımının oluşturacağı kamu yararından çok daha fazla olması gerçekliğine rağmen, uygulamada bu husus iyi yönetilemediğinden, ormancılık sektörü hep arazi kayıpları ile yüzleşmektedir. “Üstün kamu yararı” ifadesinin yeni anayasaya derç edilmesi marifeti ile, orman ekosistemini haiz orman arazilerinin ekosistem hizmetlerinin de hesaba katılması ile, bu arazilerinin diğer sektörlere tahsisi de “makul” seviyelere inmiş olacaktır.
Orman ekosistem hizmetlerinin geri ödenmesi
Orman ekosisteminin ürettiği odun kökenli ürün, odun dışı bitkisel kökenli ürün, odun dışı hayvansal kökenli ürün ile odun dışı hizmet çıktılarının, bu çıktıları üreten orman ekosistemini yöneten ve işleten ormancılık sektörüne parasal karşılık olarak geri dönmesi gerekir. Oysa, günümüz ve özellikle ülkemiz orman işletmeciliği uygulamalarında, odun kökenli ürünler, odun dışı bitkisel ve hayvansal ürünlerin kayıt içine alınan çok az miktarı sektörün iktisadi çıktısına ve dolayısı ile milli muhasebe kayıtlarına yansımaktadır.
Hâlbuki orman ekosistemlerinin ürettiği; su, otlak, karbon tutumu, oksijen üretimi, manzara güzelliği sağlama, toprak aşınımının engellenmesi, sel, taşkın ve heyelanların önlenmesi, milli savunma ve güvenlik hizmeti, barajların iktisadi ömürlerinin uzatılması, tarımsal üretimin ve gıda güvenliğinin sağlanması vb. gibi ekosistem hizmetlerinin çıktılarının parasallaştırılması, bir yandan ormancılık sektörünün üretim değerini ve milli gelir içindeki payını artıracak, diğer taraftan da orman ekosisteminin ürettiği bu ekosistem değerlerinin tamamına yakınının hesaplanması sayesinde, sektörün diğer sektörlere gerçekçi miktardaki arazi tahsisi karşılığında hak edilen maddi tutarlar tazminata konu edilebilecektir. Denilmek istenen odur ki, yeni anayasada ormancılıkla ilgili umdeler tesis edilirken, orman kaynağının yönetimi ve işletmeciliği bahsi noktasında ya da üstün kamu yararı hesabı ile ormancılıktan diğer sektörlere arazi tahsisi konusunda, “orman ekosistem hizmetlerinin geri ödenmesi” hususu zikredilebilir.
Devlet ormancılığının verimlilik, iktisadilik ile gerekli yer ve zamanlarda ve karlılık esaslı yapılması
1982 Anayasasının 169. Maddesi, “Devlet ormanları kanuna göre, Devletçe yönetilir ve işletilir” amir hükmü bulunmaktadır. Ülkemizde ormancılığın bilimsel ve teknik anlamda yapılmaya başlandığı ve bunun da ilk orman kanunu olan 3116’da yer bulduğu 1937 yılı milat kabul edildiğinde, o tarihten bu yana geçen 79 yılda, orman kaynaklarının etkin ve verimli bir şekilde yönetimi ve işletmeciliğinin yapıldığını ifade etmek oldukça zor olmaktadır. Geçen bu süre içinde; ormancılık üretimi için tedarikten, bu üretimin pazarlanmasına kadar bir dizi işletmecilik faaliyetlerinde başarı sağlanamadığı gibi; adeta kamu yararına konu olan ürün ve hizmetleri bünyesinden fışkırtan orman alanlarının, bu kaynaklarının adeta sigortası işlevini gören fundalık alanların tefrikinden, ormanı tahrip edenlerin ödüllendirildiğine delil olan 2/B uygulamalarına kadar olan tatbikler neticesinde azaltılması da, orman kaynaklarının iyi bir şekilde yönetime konu edilemediğine işaret etmektedir.
Dünya üzerinde küresel ısınma ve iklim değişikliğine çare olan en önemli karbon yutaklarından biri olan orman kaynaklarının; bir kamu malı olan orman ekosistemi bileşenlerinin, ülkemizde devlet mülkiyeti ve işletmeciliği marifeti ile yönetiliyor ve işletiliyor olması, söz konusu faaliyetlerde mutlak surette verimlilik ve iktisadilik ve mümkün olan yer ve zamanlarda ise karlılık ilkelerine uyulmasına engel değil, bilakis zaruret teşkil etmektedir.
Yukarıda özlü ifadelere konu edilen gerekçelerden ötürü, 1982 Anayasasının 169. Maddesi, “Devlet ormanları kanuna göre, Devletçe yönetilir ve işletilir” amir hükmü, “Devlet ormanları kanuna göre, Devletçe verimli ve iktisadi olarak yönetilir ve işletilir” hükmü getirilebilir.
Hazine arazilerinde ve özel mülkiyet alanlarında; vakıf ormancılığı ve özellikle karlılık esaslı özel ormancılığın teşvik edilmesi
Bilindiği üzere, ülkemiz ormancılığının baskın hüviyeti; orman kaynaklarının mülkiyetinin % 99.99 oranında devlete ait olması ve devletçe işletiliyor olmasıdır. Esasen bu özellik, Osmanlı Türkiye’sinde de cari olan ve halen de Cumhuriyet Türkiye’sinde de yaşanan bir gerçekliktir. Bu husus, ülkemizde orman kaynaklarını yönetirken ve işletirken tekelci bir yapı oluşturmakta ve bunun neticesi olarak da, ormanların yönetiminde ve işletmeciliğinde yarışmacılığı köreltmektedir.
Hâlbuki, ülkemizde devlet orman mülkiyeti ve işletmeciliğinin yapıldığı arazilerin kesinlikle dışında kalan hazine ve özel arazilerde; kamu yararı odaklı vakıf ormancılığı ve karlılık odaklı özel ormancılığının yeni anayasa ile teşvik edilmesi neticesinde; bir yandan orman ekosistemlerinin tüm ülke alanına yayılı olan mutlak miktarı ve oranı artmış olacak, dolayısı ile orman ekosistemlerinin bir ülke için işlevlerini etkin ve verimli bir şekilde yerine getirmesinin önü açılacak, diğer yandan da devlet orman işletmeciliğinin ve yönetiminin başarısını kıyas edebilecek seçenek ormancılık uygulamalarının doğmasına da sebebiyet verilecektir. Bu muhtemel uygulamanın orta ve uzun vadedeki bir neticesi olarak da, ülkemiz ormancılığının en önemli sosyo-ekonomik kapsamlı sorunlarından olan; “orman köylerindeki kırsal fakirlik” ve “odun hammaddesi arz açığı” na çözüm bulunması imkânı doğacaktır.






AÇÜ FBE Orman Mühendisliği Anabilim Dalı'nda Doç. Dr. Atakan ÖZTÜRK'ün danışmanlığında Osman KOMUT tarafından hazırlanan ve 12.02.2016 tarihinde AÇÜ Orman Fakültesi A-22 Dersliğinde saat 09:30-12:00 saatleri arasında sunulan ve soru-cevap faslı ile tartışması yapılan "Türkiye’de Ormancılık ve Orman Ürünleri Endüstrisinde Sertifikasyon: Sektörel Durum ve Farkındalık Çözümlemesi” adlı doktora tezine, "başkan-üye" sıfatı ile katkı konulmuştur.
Anılan etkinliğe tarafımızdan özel bir önem atfedilmesini gerekli kılan üç husus da şu şekilde yazıya dökülebilir: Birincisi; AÇÜ Orman Fakültesi Dekanlık vazifesi yıllarında AÇÜ FBE'de Orman Mühendisliği Anabilim Dalı'nda "doktora programının açılmasını kuvvetlice desteklemiş olmamız ve bu isabetli kararımızın bu tez sınavı ile de semeresini görmemiz. İkincisi; doktora tez sınavımızı yine AÇÜ Orman Fakültesi Bütçesi'nden yaptığımız yeni "Orman Fakültemiz Binası"nda yapmamız. Üçüncüsü de; doktora tezi danışmanının lisans, yüksek lisans ve doktora
öğrencimiz olması...






07-11.09.2015 tarihleri arasında Güney Afrika’nın Durban şehrinde düzenlenen 14. Dünya Ormancılık Kongresinde edinilen izlenimler ders saatinde sunum eşliğinde öğrencilerle paylaşılmıştır. Ayrıca 14. Dünya Ormancılık Kongresinde yayınlanan “Sonuç Bildirgesi” ve “İklim Değişikliği Çağrısı” metinleri hakkında öğrencilere bilgiler sunulmuştur.

Öğr. Gör. Canan YILMAZ tarafından Türkçeye çevrilen “Sonuç Bildirgesi” ve Arş. Gör. Emine Nur YEŞİLYURT tarafından Türkçeye çevrilen “ İklim Değişikliği Çağrısı” metinleri aşağıda sunulmuştur.
07-11.09.2015 tarihleri arasında Güney Afrika’nın Durban şehrinde; 142 ülkeden 4000’ i aşkın yetkilendirilmiş katılımcı ile ondördüncüsü yapılan ve “Ormanlar ve İnsan: Sürüdürülebilir Bir Geleceğe Yatırım” özneli Dünya Ormancılık Kongresi’ne, Öğr. Gör. Canan YLMAZ ve Arş. Gör. Emine Nur YEŞİLYURT ile ortaklaşa hazırladığımız “Root Cause Aproach as a Possible Solutions for Problems in World Forestry and Determining Efficiency of World Forestry Congresses” adlı bildiri ile katılmış bulunmaktayız.
“Sürdürülebilir Kalkınma 2030 Takvimi” ve “2050 İçin Sürdürülebilir Bir Gelecek” özülküsü (vizyon) için, ”Durban Declaration” ve “Message on Climate Change from the XIV World Forestry Congress” sonuç bildirge çıktılarına ulaşmak için yapılan oturumlardan, açılış ve kapanış oturumları da dahil olmak üzere, aralarında “Highy Level Dialoque: Forest are Vital for Implementing the Post 2015 Development Agenda”, “Forest and People: Investing in a Sustanaible Future” ve “Wildlife Forum” vb. gibi oturumlarının da aralarında olduğu onbeş tanesi tarafımızdan izlenmiş ve ayrıca “Kongre Sergi Mekanı”nda Dünya Ülkelerinden ormancılıkla ilgili devlet, özel sektör ve sivil toplum kuruluşlarınca açılan masalar da ziyaret edilmiştir.
Yine belirtilen tarihler içinde, “The Hluhluve Imfolozi Reserve” adlı yaban hayatı koruma alanına yapılan günlük geziye katılınmış ve sahada yaşayan gergedan, fil, zürafa, zebra ve bufalo türleri doğal ortamlarında çıplak gözle temaşa edilmiştir.










Daha etkin ve verimli bilim insanı olmak, öğretim üyesi olduğumuz Orman Ekonomisi Anabilim Dalı bünyesinde yeralan Ormancılık Hukuku Bilim Dalı ile ilgili konularda yetkin olma yolunda genel hukuk bilgisi sahibi olmak, aydın bilim insanı olma yolunda herkese-her mekanda lazım olan hukuk okuması yapmak, sürekli eğitim görerek bilgi güncellemek ve de bilgi ikmali yapmak amacı ile başladığımız "Adalet Ön Lisans" programından "Onur Öğrencisi (3.17/4)" olarak mezun olmuş bulunmaktayız.
Gelinen noktada, eğitimimizin son yarı yılı olan 2014-2015 bahar yarıyılında aldığımız dersler ve başarı notları ile, daha önceki üç yarıyıldaki akademik başarı notlarımız, aşağıdaki çizelgede gözükmektedir.
MUSTAFA FEHMİ TÜRKER ( ADALET )
2014-2015 Bahar Dönemi Sınav Notları
..:: MEZUN DURUMUNDASINIZ ::..
|
Ders Kodu |
Ders Adı |
Kredi |
Ara Sınav N. |
Dönem Sonu N. |
Başarı Notu |
Harf Notu |
|
ADL202U |
DAMGA VERGİSİ VE HARÇLAR BİLGİSİ |
4,00 |
50,00 |
60,00 |
57,00 |
BA |
|
ADL204U |
ULUSAL YARGI AĞI PROJESİ II |
4,00 |
80,00 |
65,00 |
69,50 |
BA |
|
HUK202U |
AVUKATLIK VE NOTERLİK HUKUKU |
4,00 |
65,00 |
65,00 |
65,00 |
BA |
|
HUK204U |
CEZA MUHAKEMESİ HUKUKU |
4,00 |
60,00 |
65,00 |
63,50 |
BB |
|
HUK206U |
İCRA İFLAS HUKUKU |
4,00 |
40,00 |
35,00 |
36,50 |
DC |
|
HUK208U |
TİCARET HUKUKU |
4,00 |
40,00 |
30,00 |
33,00 |
DC |
Geçmiş Dönem Bilgileri
|
Öğretim Yılı |
Dönem |
Dönem Not Ort. |
Genel Not Ort. |
Durum |
|
2014 |
BAHAR |
2,58 |
3,17 |
Başarılı |
|
2014 |
GÜZ |
3,38 |
3,34 |
Başarılı |
|
2013 |
BAHAR |
3,21 |
3,33 |
Başarılı |
|
2013 |
GÜZ |
3,44 |
3,44 |
Başarılı |
|
KULLANILAN KISALTMA VE TERİMLER |
|
1.AA ile CC arası "Geçer" notudur. |
|
2.CD ile DD arası "Koşullu Geçer" notudur; Genel Not Ortalaması 2,00 ve üzerinde ise bu derslerden geçer, |
|
3.FF, YZ, DZ "Kalır" notudur. Bu dersler tekrar alınmak zorundadır. |
|
4.Mezun olabilmek için öğrencinin Genel Not Ortalamasının en az 2,00 olması ve DZ,YZ ve FF notu olmaması gerekir. |
|
5.Durum |
08-12.06.2015 tarihleri arasında, Kazakistan-Astana’da “International Scientefic Forum Rehbilitation and Restoration of Degraded Forest” adlı uluslararası ormancılık zirvesine katılıM yapıldı.
Adı geçen etkinlikte; açılış oturumunda bağımsız olarak tarafımca hazırlanan, “Socio-economic Structure of Kazakshstan Forestry in the Plans and Sharing Experiences of Turkish Forestry” adlı bildiri sözlü olarak sunuldu. Yine, zirveye ev sahipliği yapan Kazaks Agrotechnical Üniversitesi bahçesinde, davetli olarak tarafımızdan “anı fidanı” dikildi. Yine, aynı zirvenin 2. Oturumunda oturum başkanı olarak görev yapıldı. Benzer şekilde, zirvenin 3. Oturumunda Arş. Gör. E. Nur YEŞİLYURT ve Öğr. Gör. Canan YILMAZ ile ortak hazırlanan, “Evaluation of Relationships Between Rural Development and Destruction of Forest Resoruces in Turkish Forestry in the Framework of Turkish Devolepment Plans and Determination for Kazakh Forestry” adlı ortak bildiri de sözlü olarak tarafımızdan sunuldu.
Öte yandan, Öğr. Gör. Canan YILMAZ ve Arş. Gör. E. Nur YEŞİLYURT ile birlikte hazırlanan, “The Analysis of Effectivenes of Turkish Forestry Afforestation Practices with the Help of Turkish Development Plans and Investigations on the Issues Encountered: Tukey’s Experiences) adlı askı bildirinin sunumunu da tarafımızdan yapıldı.
Yine zirve kapsamında, “Buğrabay Orman”ına düzenlenen arazi gezisine katılındı.










We have 9 guests and no members online