Prof. Dr. Mustafa Fehmi TÜRKER
Karadeniz Teknik Üniversitesi
Türkiye Cumhuriyeti Devletimizin 2023 vizyonuna (özülküsüne) ulaşmada çarpan ve hızlandıran etkisi görecek öncelikli kesim olan ülkemiz yükseköğretim düzeneğinin etkin ve verimli çalışmasında çok önemli bir altlık teşkil edecek olan yeni yükseköğretim yasa taslağı üzerine, sadece kamu yararını ençoklamak adına yapmaya çalıştığım teknik, içerik ve şekil yönlü değerlendirmeler önem ve kapsam derecesine bakılmaksızın, taslak kanun maddelerindeki sıraya göre, aşağıya çıkarılmış bulunmaktadır:
. Madde 1’ de geçen araştırma kelimesinin hemen devamında “ve geliştirme ile danışmanlık” ibaresi eklenebilir. Zira bu ikmal edilmiş hali ile, çağdaş üniversite anlayışındaki bir yükseköğretim kurumundan beklenen işlevler tam olarak vazedilmiş olur.
. Madde 2’de ifade edilen yükseköğretim kurumlarının özerkliği noktasında, akademik özerkliğin yanında “idari özerklik” ve olabilecekse de “mali özerklik” ifadeleri eklenmelidir. Çünkü günümüzde OECD ölçütlerine göre bir üniversitesin özerkliği için geliştirilen kıstasların ağırlıklı olanları akademik olanlardan ziyade, idari ve mali olanları üzerinde düğümlenmiş bulunmaktadır.
. Aynı maddede, enstitü tabirine açıklık getirirken, “eğitim bilimleri enstitüsü” kavramı, eğitim alanına verilmesi gereken öncelikler bir çırpıda düşünüldüğünde, eklenilmelidir. Bu alandaki lisansüstü düzeydeki uzmanlaşma noktasında ulaşılan noktadan geriye düşülmemelidir.
. Madde 6/4’de yer alan “Görevleri sona eren genel kurul üyelerinin yeniden seçilmeleri mümkündür” ifadesine ihtiyatla yaklaşılmalıdır. Zira, seçeneği olan kadrolar için esas tek dönemlik vazifeler olmalı. Kurumlar bu ilke sayesinde esneklik ve etkenliklerini kazanmakta mesafe alabilme imkânına kavuşmuş olurlar.
. Madde 7 (1) ’deki “Cumhurbaşkanı” ifadesi, öndegelim (protokol) kuralları gereğince de, “TBMM” ifadesinin önüne çekilmelidir.
. Yasa taslağı içeriğinde geçen “arşivleme”, “performans”, “protokol”, “ofis”, “raportör” vb. gibi yabancı menşeli kelimeler yerine, Türkçemizden karşılıklar verilerek, metnin dil olarak da bize malolması sağlanabilir.
. Devlet üniversitelerinde ihdas edilmek istenen, “üniversite konseyi”, vakıf ve özel üniversitelerde yer alan “mütevelli heyet” muadili olarak göze çarpmakla birlikte, üniversiteler düzeyinde de merkezileşme oluşturması ve bu konsey ile senato ve üniversite yönetim kurulu yetki ve sorumlukları ile çakışma ve çatışma alanları düşünüldüğünde, en azından uygulamada, eşgüdümsüzlük doğurabilecektir.
. Yasa taslağında bir kısım maddeler; sözgelimi 10/7, 29, 35, 36, 69 maddeler, kanun muhtevası düşünüldüğünde çok ayrıntılı düşmektedir. Bu kabil maddeler, çok daha özlü hale getirilip, ayrıntılar ilgili yönetmeliklerin içine derç edilebilir.
. Madde 14’deki üniversite idari teşkilatına, hali hazır uygulamada üniversitelerin silsileli olan akademik birimleri içinde yer alan “yüksekokul” basamağı eklenmelidir.
. Madde 14/7’deki “koordinatör” ifadesi, üniversitelerimiz bünyesinde hâlihazır uygulamada yer bulan “danışman” ifadesi ve işlevleri ile teyidi yapılarak, bu noktadaki kavram bütünlüğü sağlanabilir.
. Üniversitelere bağlı “araştırma ve uygulama merkezleri”ne, kalıcı kadro ve bütçe kaynakları ihdası yasada vazedilmediği müddetçe, korkulan odur ki, bu birimler, şimdiye kadar olduğu gibi, bugünden sonra da sadece “tabela birimler” olma özelliğinden arî olamayacaklardır.
. Madde 25’deki “yükseköğretim kurumlarının görevleri” şekil ve içerik bütünlüğü açısından bir bütün halinde düşünüldüğünde, kanun taslağının ön kısımlarına alınmalıdır.
. Hali hazır uygulamada, üniversiteler düzeyinde, rektörler çok büyük yetki kullanma kuvvetine sahipken, buna mukabil olarak sorumluluk düzeyleri çok kadük kalmakta, bu durum da, yönetim bilimindeki, “yetki ve sorumluluk denkliği” temel ilkesi ile çelişmektedir. Bu abartılı durumu olağana dönüştürmek için, rektöre harcama yetkilisi olma sorumluluğunu veren ve bu sorumluluğu da, vekâlet bırakma süreci haricinde vekilinin dışında kimseye bırakamayacağı özellikli hususu, kanun metnine ithal edilmelidir. Taslağa göre, vakıf üniversitesinde rektör harcama yetkilisi oluyor ise, devlet üniversitesinde de yetkilerini kullandıkları bu alanda rektörlere, karşılığında sorumluluk kesinlikle tevdi edilmelidir.
. Madde 37’de uzaktan öğretim için önlisans, lisans ve yüksek lisans yaptırılır ifadesine yer verilmişken, taslağın tanımlar kısmında, uzaktan öğretim yapan yükseköğretim kurumları için “yüksek lisans” yaptırır şeklinde bir işlev yer almamıştır. Bütünlüğün sağlanması açısından, bu husus ikmal edilmelidir.
. Madde 69’daki “Döner sermaye” başlığındaki 9. alt kısma, “orman fakülteleri” de eklenmelidir. Günümüzde çoğu orman fakültesi; orman endüstri tesisi, mantar tesisi, fidanlık, sera, bilirkişilik, proje ve danışmanlık vb. gibi mal ve hizmet üretimleri ile, ziraat ve veteriner fakülteleri gibi, döner sermaye kapsamında kabul edilen işler ve işlevler görmektedirler.
. Madde 69/18 ve 19’da göze çarpan ve üniversitelerde döner sermayeden rektör, rektör yardımcıları ve genel sekretere yapılan “ek ödemelerin” kaldırılarak, bu kademelere dair mevcut ve muhtemel yöneticiler için, bu makamların maddi getirilerinden çok manevi hazlarına odaklanılmasını sağlayacak bir iklim sağlanmalıdır.
Taslak yasada öne çıkan ve ikmal edilmesi gereken yukarıdaki teknik, içerik ve şekil ağırlıklı tespitlerin yanında; taslak yasanın önceki kanun ile kıyaslandığında; yükseköğretim şurası yapılması, üniversiteler bünyesinde “dış ilişkiler ve tanıtım daire başkanlığı” ndan “bilgi yönetimi daire başkanlığı” na kadar yükseköğretim düzeneğinde meydana gelen eğilimleri yönetecek yeni idari birimleri ihdas etmesi, anabilim dallarının ihdasının üniversite senatolarına bırakılması ve rektörlük görevinin artık iki dönem yapılmaması gibi isabetli ve üstün görünen tarafları da mevcuttur.
Hal böyle olmakla birlikte, bölüm ve özellikle fakülte düzeylerinde yetki ve sorumlulukların sarih bir şekilde belirtilmemesi, üniversitelerin fakültelerini ve içlerindeki bölümlerini de içerecek şekilde, hepsini ortak bir havuz gibi görme ve anlama gibi bir algılamayı beraberinde getirmektedir. Bir başka anlatımla, bölüm ve fakülte zenginliğinin kaybolduğu, üniversitenin rektörünün, aynı zamanda bölüm başkanı ve dekan gibi de görev yaptığı ve işlev gördüğü bir yapı korunmaya ve hatta daha kuvvetlice oluşturulmaya çalışılmaktadır. Oysa, YÖK ile birlikte, ülkemiz yükseköğretim düzeneğinde çağdaş ve temel üniversite birimi olarak “bölüm” yapılanmasına gidilmiş olduğu da unutulmamalıdır. Kaldı ki, dekanın; harcama yetkilisi, sicil amiri, disiplin soruşturması amiri vb. gibi geniş yelpazede yüklendiği sorumlulukları dengeleyecek ve onu bir nebze de olsun rahatlatacak yetkilerin de bu taslak yasa ile vazedilmesi elzem görünmektedir.
Nitelikli insan gücünün yetiştirildiği en son durak olan üniversitelerin temel işlevlerinden olan; eğitim-öğretim vermek, araştırma yapmak, toplumu aydınlatmak ve ona hizmet vermek hususlarına azami katkıyı verecek ve kamu yararını artırırken de maliyetini azaltacak yeni bir yükseköğretim yasasına kavuşmak için yukarıda kaleme aldığım saptamalarımı kamuoyuna saygılarımla arzederim. 23.11.2012.
We have 44 guests and no members online